Anasayfa Futbol Mikroskopta Görünen COVID-19 Değil Türk Sporunu Yutacak Kara Delik!

Mikroskopta Görünen COVID-19 Değil Türk Sporunu Yutacak Kara Delik!

Mert Türkmen

Takvim yaprakları 21 Nisan 2020’de. COVID-19’un kırkı yeni çıkıyor. Ülkece korona virüs ile tanışmamızdan bu yana geçen kırk günde vaka ülkemiz içinde salgın boyutuna ulaştı. Kademe kademe gündelik hayatın merkezine kurulan virüs gelinen noktada ise bencil bir şekilde hayatı kendi çevresinde ve kendi isteğine göre şekillendiriyor. Bizim tek yapabildiğimiz ise düşüncelerimizi ve hislerimizi kayıt altına almak.

Kısa bir geriye dönüş yapalım. Takvimler 11 Mart’ı gösterirken ülkede ilk korona virüs vakası tespit edildi. Hemen peşine okulların tatili vs. eklenirken, spor kamuoyu ilk kez 15 Mart’ta oynanacak Galatasaray – Beşiktaş derbisi öncesi sporcuların sağlığını gözetmeyi tartıştı. Dönemin şartları içerisinde siyasi iktidardan çekinerek tek başına karar almaya muktedir olmayan TFF derbinin oynanmasını isterken seyircilerden uzak bir keyifsiz derbi izletildi. Herkesin aklında Fatih Terim’in futbolcularının can sağlığı neden önemli değil serzenişi var o geceden hatıra.

Takip eden günlerde kamuoyu baskısı sonucu 19 Mart’ta meyvesini verdi. TFF, bakanlık ve diğer branş federasyonlarıyla birlikte spor faaliyetlerini bir ay askıya almayı kararlaştırdı. İlerleyen günlerde takvim devamlı güncellenecekti…

23 Mart günü ise Türk Futbolu’nu en çok sarsan haber İmparator’dan geldi. Fatih Terim COVID-19 test sonucunun pozitif olduğunu duyurdu. Üzülenler ve yaşananların bir tiyatro olduğunu savunan onlarca insan sosyal medyada uzunca yorumlaştı, forum sitelerinde sayfalarca içerik oluşturdular.

27 Mart’ı gösterirken takvim bu yazıyı yazmamın en büyük sebeplerinden birisi kamuoyu ile paylaşıldı. Haber İspanya’nın Barcelona kentinden geliyordu. Dünyanın maddi güçler sıralamasında ilk 5 kulübü arasında yer almasına her sene kesin gözüyle bakılan Barcelona FC’de oyuncular maaş indirimine gitmeyi kabul etti. Gerekçe olarak, azalan gelirler ve sponsor faaliyetlerinin aktivitesini yitirmesiydi.

Barcelona’da kesintiyi kamuoyuna duyuran “Keçi” lakaplı efsane oyuncu Lionel Messi oldu.

Milyarlarca Euro’lar üzerinden dünya ekonomisine likidite akışı sunan, finansman modellerinin geliştirilmesine temel olan, sadece bir oyun değil daha fazlası olduğunu ispatlayan futbol ekonomisi bugün “S.O.S” uyarıları veriyor.

Futbol üzerinden dünyada başlayan ekonomik küçülme meselesinin sadece futbolla sınırlı kalmayıp, parkelere, kortlara, havuzlara ya da bilimum spor sahalarına sirayet etmesi mümkün görünüyor. COVID-19’u atlattıktan sonra CNN Türk’e konuk olan Galatasaray Kulübü’nün önemli simalarından Abdürrahim Albayrak’ın sponsorlar gidiyor, bu maliyetlerin altından küçülmeye gitmeden kalkmak mümkün değil itirafı pek çok alternatif spor dallarına ilgi duyanları kızdırsa da gerçeğin somutça ortaya konulmasından ibaret.

Ülkemizde spor ikliminin en temel öğesinin futbol olduğu gerçeği kaf dağının ucundan bile görünür vaziyette. Bugün herhangi bir kulüp küçülme kararı aldığında ilk yaptığı iş amatör branşları küçültmek, yerli kaynaklara dönmek ya da şubeyi kapatmak!

Sistemsizliğin başat öğe olduğu Türk Sporu’nda her şey ekonomiye göre ölçülüyor. Zira siz bir kültür olarak tamamen yerli oyuncularla oynama misyonunuzu edinemiyorsunuz ya da amatör branşların bütçelerini futbol kadar bol sıfırlı kalemlerden oluşturamıyorsunuz. Çünkü şirketleşmeniz yok, yerleşik bir spor kültürünüz yok. Dolayısıyla da her gün, her koşula göre sürekli başkalaşmak zorunda kalıyorsunuz. Futbol sahalarında ise lejyonerleri ülkemize getirmek için cazip bir proje sunmak yerine TL kazandığınız ülkede kura endeksli Euro üzerinden bol sıfırlı kontratlar koyuyorsunuz. Sonrasında ise bu yükü taşımamız mümkün değil, branşları kapatalım! Anlaşılan laboratuvarda görünen COVID-19 Virüsü değil Türk Sporu’nu yutmayı bekleyen kara delikmiş.

Spor yönetimi mezunlarının işsiz kaldığı, param var; kararları ben alırım mantığıyla kulüplerin yönetildiği, oyuncuları şantiyesine seçtiği birer tuğla, kalas ya da torba torba çimentolarla iş yaptığını sanan müteahhit kılıklı insanların hâkim olduğu futbol kamuoyunda ve spor sektöründe yaşananlara hiç şaşırmamak gerek doğrusu. Bu yapı sonucunda herhangi bir nitelikli sistem takımı kurulamadığı gibi oyuncu yetiştirmekte çok mümkün olmuyor. Bu sebeple 2019 yılında yurt dışı majör liglerde oynayan oyuncu sayısı 25 olan Türkiye’nin ihraç edebildiği aktif futbolcu sayısıyla 89. sırada yer alırken ki – bu isimlerde de Alman altyapısı olanlar çoğunluktadır. Görece milli takım kalitesiyle kendimize yakın konumlandırılabilecek ilk on sıralamasındaki ülkelerde ise 6. sırada yer alan Sırbistan’ın 521, 8. Kolombiya’nın 467, 9. Hırvatistan’ın 446 ve 10. Nijerya’nın 399 futbolcusu majör liglerde futbol oynamaya devam ediyor.  Sıralamada ilk 10 ise şu şekilde;

  1. Brezilya: 1600
  2. Fransa: 1027
  3. Arjantin: 972
  4. İngiltere: 565
  5. İspanya: 559
  6. Sırbistan: 521
  7. Almanya: 480
  8. Kolombiya: 467
  9. Hırvatistan: 446
  10. Nijerya: 399

Tabloya da baktığımızda bugün artık gelinen noktada tüm spor kulüplerimiz önemli bir kararın eşiğinden bakıyorlar sektörlerine; ya profesyonelleşecekler parayı odağına alıp, satılıp Manchester City gibi, Paris Saint Germain gibi, AC Milan gibi para kartellerinin tekelinde tek tipleşen obur futbol endüstrisinin para yakan sobalarına dönüşecekler ya da spor kulübü kültürünü iliklerine kadar hissettirecek şekilde tüm branşlara kol kanat gererek sistemli bir yapı içerisinde yeniden inşa edilecek, para tüketmek yerine, katma değere dönüşmüş bir istihdam sahası, nitelikli sporcular  yetiştiren ve bunları yumuşak bir güç olarak dünya spor endüstrisine sunan birer yapı haline gelecekler.

Ey elleri başında kara kara koltuklarında oturup düşünen yöneticiler, karar sizin!

0 yorum

İlgili Yazılar

Yorum Yaz

* Bu formu kullanarak verilerinizin bu web sitesi tarafından saklanmasını ve işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Deneyiminizi daha iyi hale getirmek için bu web sitesinde çerezleri kullanıyoruz. Devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş oluyorsunuz. Daha Fazla Bilgi Kabul Et Daha Fazla